• UKÜ Online
Haberler

You are here

UKÜ Öğretim Üyesinden İnsan Sağlığı Açısından Hayvansal Ürünler Değerlendirildi

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nihat Özen, insan sağlığı açısından hayvansal ürünleri değerlendirdi.

Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nihat Özen, hayvansal ürünlerin kolesterol ve katı yağ içeriklerinin faydalı ve zararsız yönlerini ele alarak, incelemelerde bulundu. Özen, doktorların çeşitli hayvansal ürünlerin tüketilmesi ile ilgili olarak kimi önerilerin, toplumu yumurta, kırmızı et, tereyağı ile süt ve süt ürünlerine karşı şüpheci, hatta giderek redci davranmaya ittiğini belirtti. Prof. Dr. Özen, bunun etkisiyle insanların yiyecek listelerinden bu tür gıdaları büyük ölçüde veya tamamen çıkardıklarını kaydetti. Yetişkin bireylerin yiyecek listelerinden bu tür gıdaları kısıtlamalarının yarattığı etkilerin yalnızca kendileri ile sınırlı kalmadığını da ifade eden Özen, yumurta, tereyağı, kırmızı et, süt ve süt ürünlerinin girmediği evlerde yetişen çocuk ve gençlerin dengesiz beslenen kuşaklar olacağını açıkladı.

Prof. Dr Özen, hayvansal ürünlerin dışlanmalarının en önemli faktörü olarak yüksek kolesterol ve katı yağ içeriklerini işaret ederek, şöyle devam etti: Kolesterol kanda ve hücre çeperlerinde bulunmaktadır. Vücutta birçok olumlu fonksiyonlara sahip olmakla beraber, fazlası ise damarlarda birikerek, kalp ve damar hastalıklarına yol açabilen bir maddedir ve sadece hayvansal yiyeceklerde bulunmaktadır. Prof. Dr. Özen, vücutta sentezlenen miktarın yiyeceklerle alınan kolesterol tarafından denetlendiğini ifade ederek, alınan miktar azaldıkça sentezlenen miktarın arttığını vurguladı.

Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nihat Özen, insan sağlığı açısından hayvansal ürünleri değerlendirerek; yumurta, süt ve süt ürünleri, tereyağı ile kırmızı et gibi gıdaların sağlık açısından kullanımları hakkında bilgi verdi. Özen, yumurta ile ilgili bilgi kirliliğinin büyük ölçüde giderilip, adeta sağlıkçılar tarafından da aklandığını, ancak tüketicilerin hayvansal ürünlerle ilgili tereddütlerinin henüz giderilmediğini belirtti.

 

Özen: “Tereyağını kahvaltı masalarından kaldırıp, sadece sıvı yağlara geçildi”

 

Süt ve süt ürünleri, tereyağı ile kırmızı etlere de değinen öğretim üyesi Prof. Dr. Nihat Özen, kırmızı et ile sığır-koyun sütleri ve sakatatlarına, doktorlar ve onların yönlendirmesiyle, tüketiciler tarafından gösterilen tepkinin 3 ana nedeni olduğunu ifade etti. Özen, örnek olarak yüksek yağ içerikleri, yağların katı yani doymamış olması, yüksek kolesterole sebep olduğunu belirtti.  Prof. Dr. Özen, günümüzde bireylerin bu üç etmenden hareketle kuyruk yağı, iç yağı gibi karkas yağlarını bütünüyle terk ederek, kırmızı eti diyetlerinden neredeyse tamamen çıkarttıklarını kaydederek,  “İnsanlar kanatlı ve balık etlerine yöneldiler” dedi. Aynı şeyin tereyağı için de geçerli olduğuna dikkat çeken Özen, tereyağını kahvaltı masalarından kaldırıp, sadece sıvı yağlara geçildiğini aktardı.

 

Bu tür gıda besinlerinin böylesi bir dışlanmayı asla hak etmediğini dile getiren Özen, hatta bu gidişatın tüketicilerin yararına değil, aksine zararına olduğunu da vurguladı. Buna sebep olarak Prof. Dr. Özen, bunlar zengin birer protein, enerji, mineral ve vitamin kaynağı olmalarının yanında, konjuge linoleik asit içerikleri nedeniyle, mutlaka alınmaları gereken yiyecekler sınıfında olduğunun altını çizdi. Nitekim 70 kg ağırlıkta sağlıklı bir insanın günde 1,3-3 g konjuge linoleik asit tüketmesinin önerildiğini belirten Özen, bireylerin hayvansal ürünleri hayatlarından çıkararak, bunu sağlamaya olanaklarının olmadığını da dile getirdi. Nihat Özen, konjuge linoleik asitler, işkembedeki mikroorganizmaları tarafından veya işkembeli hayvanların meme bezlerinde desaturasyon yoluyla oluştuğunu aktarırken benzer şekilde, peynirin olgunlaştırılması konjuge linoleik asit düzeyini artırıcı etki yaptığını da belirtti. Yemleri linoleik asit ve linolenik asit gibi çoklu doymamış yağ asitlerince zengin yağlarla (mısır, pamuk, soya, aspir, ayçiçeği, yerfıstığı, susam yağları) veya bunların yağlı tohumlarıyla desteklenmesi, hayvanların sütlerinde konjuge linoleik asit düzeylerini yükselttiğini belirtti. Konjuge linoleik asitlerin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine örnek veren Özen şöyle devam etti: Özellikle deri, meme ve kolon kanserlerinin başlangıç, gelişme ve yayılma evrelerinde önleyici etkisi vardır. Kan kolesterol ve lipid düzeylerini düşürür; iyi kolesterolü (HDL) yükseltir; damar içinde plak oluşumuna mani olur; kalp damar hastalıklarını önler. Glukoz metabolizmasını düzenler; şeker hastalığını önleyicidir. Metabolizmayı hızlandırıcı olup hipotiroidizmi (guatr) engeller. Bağışıklığı güçlendirir; enfeksiyöz hastalıklara direnci artırır.

 

Bitkisel yağların ısrarla önerilmesinin nedenine de değinen Prof. Dr. Özen,  yapılarının doymamış yağ asitlerince zengin olması ve bilindiği gibi, zeytinyağı dışındaki diğer bitkisel (sıvı) yağlar tekli doymamış yağ asitlerince değil, çoklu doymamış yağ asitlerince zengin olduğunu söyledi. Ancak, sadece sıvı yağa dayalı tüketimin veya aşırı sıvı yağ tüketiminin fayda yerine zarar verdiğinin unutulmaması gerektiğini savunan Özen, bağırsaklardaki mikroflora dengesini bozarak, hastalık yapıcı mikroorganizmaların yerleşip çoğalmasına uygun ortam yaratarak, damarlarda plak oluşumu ve kanser vakalarını tetikler; vücudun vitamin A ve D rezervlerini tükettiği gibi yaşlanmayı hızlandırdığını ifade etti. Özen bu noktadan çıkışla,  diyetlerin doymuş/doymamış yağ asidi içeriklerinin ½ olacak şekilde önerilerek ayarlandırıldığını da vurguladı.

 

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nihat Özen, mükemmel protein, mineral ve vitamin kaynağı olan bu besinlerin kolesterol ve katı yağlar bakımından zengin olmalarına karşın, başta konjuge linoleik asitler olmak üzere, mikrop öldürücü, bağışıklık sistemini güçlendirici, gastrit ve enteriti önleyici, sinir sistemini koruyucu, kanserleri ve kalp damar hastalıklarını engelleyici kötü kolesterolü düşürücü ve iyi kolesterolü arttırıcı birçok maddeleri içerdiğini bildirdi. Kolesterolün kalp damar hastalıklarının tek ve en önemli nedeni olmadığı gerçeğine de dikkate çeken Prof. Dr. Nihat Özen, tek yönlü ve dengesiz diyetler yerine, yukarıdaki ürünleri belli oranlarda içeren dengeli diyetlerin önerilmesinin çok daha doğru ve uygun olduğunun altını çizdi.

Haberler