• UKÜ Online
Haberler

You are here

UKÜ ÖĞRETİM ÜYESİNDEN DÜNYA CÜZZAM HAFTASI NEDENİYLE AÇIKLAMA

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Afet Erkut Özyapıcı “Dünya Cüzzam Haftası” nedeniyle açıklamalarda bulundu.

Her yıl Ocak ayının son haftasının “Dünya Cüzzam Haftası”, son pazar gününün ise “Dünya Cüzzam Günü” olarak ilan edildiğini söyleyen Bölüm Başkanı Özyapıcı,  hafta boyunca cüzzam hastalığına karşı insanların bilgi düzeyini  arttırarak farkındalık yaratmanın amaçlandığını dile getirdi.      

Armauer Hansen tarafından 1876 bulunan cüzzam etkeninin “Mycobacterium leprae” basilinin oluşturduğu bu kronik seyirli enfeksiyona Hansen hastalığı adı da verildiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Özyapıcı, öncelikli olarak çevresel sinirler ve deriyi etkileyen  bulaşıcı bir hastalık olan cüzzamın çok eski  bir geçmişi olduğunu aktardı. Özyapıcı, cüzzamın ilk nerede ve ne zaman ortaya çıktığına dair kesin bir kanıt olmamakla birlikte ilk yazılı kayıtların M.Ö 600’lü yıllara ait olduğunu vurgulayarak, Hindistan ve Çin kaynaklı olduğunu kaydetti. İlk kez bu ülkelerde ve Mısır’da görüldüğü düşünülen cüzzam hastalığının savaşlar, ticaret yolları ve göçler gibi çeşitli yollarla diğer ülkelere yayıldığının düşünüldüğünü söyleyen Afet Erkut Özyapıcı, hastalığın günümüzde Avrupa’da Portekiz, İspanya,  İtalya, Yunanistan, Türkiye, Kıbrıs ve Güney Rusya’da endemik olarak bulunduğunu belirtti.

Lepra  basili tek rezervuarı insan olan, verem basili ile hemen hemen aynı olan  intraselüler bir mikroorganizma olan cüzzamın, enfekte hastanın ağız ve burun salgılarıyla yakın,  uzun süreli ve sık temas sonucu damlacık yolu ile bulaşabildiğini ifade eden Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Özyapıcı, kuluçka süresinin 3-12 yıl olan etken bakterinin çok yavaş çoğalması  sonucu semptomların görülmesinin bazen 25 yılı bile bulabildiğini vurguladı. Özyapıcı, hastalığın basil deride, deri veya kasları besleyen periferik sinirlere yerleştiğini ve bu sinirlerin beslediği cilt bölgesinde açık ve koyu renkli bölgelerin oluşmasına neden olduğunu aktardı. Hastalığın en önemli belirtilerinden birinin de o bölgede başlayan hissizlik olduğunun altını çizen Yrd. Doç. Dr. Özyapıcı, “Hastalık ilerledikçe el, ayak ve yüz bölgesindeki cilt tamamen hissizleşerek kaslar felç olur ve dermofitler meydana gelir. Ayrıca görüşte bulanıklık, görme  kaybı, kemik problemi, burun kanaması, ses bozukluğu, kaşların dış kısmında dökülme, erkekte sakal-bıyık kaybı, tenosinovit, lenfodenopati, el ve ayaklarda bölgesel ödem,  testislerde ağrı ve kısırlık gibi  belirtileri de görülebilmektedir.” dedi.

Hastalığa erken tanı konulduğu takdirde tedavisinin yapılabildiğini ve kalıcı hasar oluşmasının önlendiğini aktaran Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Afet Erkut Özyapıcı, Dünya Sağlık Örgütü’nün öngördüğü  ve dünyada  ücretsiz olarak yapılan çok ilaçlı tedavi protokolünün uygulanmadığını söyledi. Toplumun cüzzam ve cüzzamlı kişilere karşı yanlış inanışlar ve yetersiz bilgiden kaynaklanan korkularını yok etmek amacı ile bilgilendirilmesi gerektiğini ifade eden Özyapıcı, “Her geçen gün azalan cüzzam hastalarını dışlamak yerine onlara ihtiyaç duydukları psikolojik desteği sağlayarak, sevgi ve yakınlık göstererek hastaları toplumumuza kazandırmamız gerekmektedir.” dedi.

Haberler