• UKÜ Online
Haberler

You are here

UKÜ Öğretim Üyesi Emzirme Haftası’na Yönelik Bilgiler Verdi

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu, “1-7 Ekim Emzirme Haftası” dolayısı ile bilgi verdi.

Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu, yeterli ve dengeli beslenmenin bedensel ve zihinsel sağlığın en temel koşullardan biri olduğunu aktardı. Prof. Dr. Karaağaoğlu, “Eski çağlardan günümüze kadar tarihsel gelişim içerisinde yapılan gözlemler ve ayrıntılı araştırmalar sonucunda yeni doğan bebeklerin dengeli beslenmesi ve sağlıklı gelişimi için emzirmenin en ideal beslenme şekli olduğu yapılan araştırmalar sayesinde önemi ortaya koyulmuştur.” dedi.  Karaağaoğlu, anne sütünün ve emzirmenin hem bebek, hem de anne için sağlık, psikolojik, sosyal ve ekonomik yönden pek çok yararları olduğunu vurguladı.

Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu, anne sütünün ve emzirmenin bebekler için faydaları hakkında bilgi verdi. Anne sütü, yeni doğan bebeklerin sağlıklı büyüme ve gelişimi için gerekli sıvı, enerji ve tüm besin ögelerini sağlayan ideal bir bileşime sahip olduğunu belirtti. Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu, özellikle doğumdan sonraki ilk haftalarda bileşimi, bebeğin gastrointestinal sistem gelişimine uygun olarak değişiklik gösterdiğini ifade etti. Bileşimindeki enzimler nedeniyle sindirimi kolay en ideal besin olduğunu da sözlerine ekledi. Karaağaoğlu, “her anne sütünün içeriği, kendi bebeğinin gereksinmelerini karşılayacak özelliktedir. Prematüre bebeklerin annelerinin sütleri, bebeklerinin doğum ağırlığı, gestasyon yaşı gibi farklı etmenlere bağlı olarak değişerek özelleşmekte ve erken doğan bebekler için de en ideal besin yine kendi annesinin sütüdür” dedi.  Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu,  hem besin ögeleri bileşiminin uygunluğu hem de içerdiği büyüme faktörleri sayesinde bebeğin organ ve doku olgunlaşmasını sağlayarak ideal büyüme eğrilerine uygunluğunu belirtti. Özellikle ilk 6 ayda, yeterli ağırlık kazanan bebeklerde, anne sütü dışında hiçbir tamamlayıcı besine gerek kalmadığını söyleyen Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu,  ancak  6. aydan sonra tek başına bebeğin gereksinimlerinin karşılanamayacağından tamamlayıcı besinlerle birlikte 2 yaşına kadar anne sütü verilmeye devam edilmesi gerektiğini vurguladı. Anne sütünün içeriğinde bulunan bağışıklık faktörleri, biyoaktif maddeler, prebiyotik ve probiyotik özelliği ile hücresel immüniteyi artırarak normal floranın oluşmasına yardımcı olduğu vurgulayan Karaağaoğlu, bu sayede bebekte oluşabilecek akut ve kronik pek çok hastalık risklerini azaltmakta, aşıların etkinliğini arttırdığını söyledi. Prof. Dr. Karaağaoğlu, “Bugün için anne sütü sayesinde bebeğin korunduğu bilinen bazı hastalıklar; akut ve kronik gastroentestinal hastalıklar, alt ve üst solunum yolu, idrar yolu, orta kulak enfeksiyonları, bakteriyel menenjit, nekrotizan enterokolit, ani bebek ölümü sendromu, insuline bağımlı diyabet, lenfomalar, bazı allerjik hastalıklar, astım ve çocukluk çağı bulaşıcı hastalıklarıdır” dedi. Doğumdan sonraki ilk 5 günde salgılanan ve kolostrum adı verilen süt, özellikle bebeği enfeksiyondan koruyan hücreler ve antikorlar yönünden daha zengin olduğunu da vurgulayan Karaağaoğlu, mutlaka bebeğin kolostrum adı verilen sütü almasına özen gösterilmesine vurgu yaptı. Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu, “Emzirme sırasında, özellikle emzirmenin sonuna doğru artan yağ içeriğinin bebekte tokluk hissi yarattığı ve bu sayede fazla besin alım miktarını kontrol ederek obeziteden de koruduğu belirlenmiştir. Oysa biberon ile beslenen bebeklerde böyle bir etki görülmediğinden obezite risklerinin daha yüksek olduğu bilinmektedir” dedi. Karaağaoğlu, anne sütü ile beslenen bebeklerde diş eti hastalıkları, demir eksikliği anemisi, pişikle ilgili cilt hastalıkların çok daha az görüldüğünü ve çene ile diş gelişimini olumlu yönde etkilediğini belirterek emzirmenin, anne ve bebek ilişkisini kuvvetlendirdiği gibi de bebeğin ruhsal ve zihinsel gelişiminde desteklediğini vurguladı.

 

Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu, emzirmenin anne için yararlarından da bahsederek emzirme, anne ile ten temasının sağlanmasını, anne ile bebek arasındaki bağı güçlendirmeyi ve psikolojik yönden de destek sağladığını bildirdi. Emziren annelerde doğum sonrası depresyon görülme sıklığını azalttığını aktaran Karaağaoğlu, annelerin kendilerine olan güvenlerini arttırarak, bu durumun süt verimini olumlu yönde etkilediğini ifade etti. Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu, emzirmenin, anne için doğal bir sakinleştirici olduğu gibi annelik duygusunun da gelişmesini sağladığını söyledi. Annenin göğüs, over, endometrium, meme gibi bazı kanser türlerine yakalanma riskini azalttığı gibi anneyi, kemik erimesinden (osteoporozis), koruduğunu belirten Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu,  doğum sonrasında ise hızlı bir şekilde uterusun eski haline dönmesini sağlayarak anneyi aşırı kan kaybından ve anemiden de koruduğunun altını çizdi. Ayrıca Karaağaoğlu, emzirme sırasında harcanan enerji ve süt üretimi için yağ dokularının kullanımı ile anne daha kolay bir şekilde ağırlık kaybederek gebelik öncesi vücut ağırlığına geri dönebildiğini belirtti. Anne sütünün her zaman taze ve içilmeye hazır olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu, herhangi bir hazırlama, koruma, taşıma gibi süreçlerin olmadığını ve her zaman uygun olan beden ısısında bebeğe her yerde kolaylıkla verilebileceğini aktardı.

Anne sütünün ve emzirmenin toplumsal yararlarından da bahseden Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Karaağaoğlu, anne ve bebek için sağladığı sayısız yararların topluma yansımaları da göz ardı edilmemesinin de gerektiğini belirtti. Karaağaoğlu, sağlıklı bir toplumun oluşmasına ve sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağladığı gibi özellikle hastalıklardan koruyucu etkileri ile anne ve bebeğin sağlığını koruyarak sağlık harcamalarını ve iş günü kaybını da azalttığını bildirdi. Karaağaoğlu, bunlara sebep olarak sağlık profesyonellerinin anneleri ve yakınlarını emzirmenin ve anne sütünün önemi konusunda bilinçlendirmesi, başarılı emzirmenin desteklenmesi açısından çok önemli olduğunu aktardı. Prof. Dr. Karaağaoğlu, annelere, kendileri veya bebekleri yalnız sağlıklı olduklarında değil, hastalandıkları zaman da emzirmeyi sürdürmelerini öğütleyerek teşvik etmeleri gerektiğini belirtti. Öğretim Üyesi Prof. Dr.Nilgün Karaağaoğlu, “Anne sütünün ve emzirmenin bebeğe, anneye ve topluma sağladığı bu sayısız yararlar nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü, UNICEF ve uluslararası pediatri kuruluşları, özellikle yaşamın ilk 6 ayında tek başına anne sütü verilmesini ve uygun tamamlayıcı besinler ile birlikte emzirmenin 2 yaşa veya daha ileri yaşlara kadar sürdürülmesi gereğini kabul etmiştir”dedi.

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Karaağaoğlu, anne sütünün ve emzirmenin özendirilmesi amacıyla 1-7 Ekim Emzirme haftasın olduğunu ve bu haftada pek çok etkinlikler yapıldığını da bildirdi. 

Haberler