• UKÜ Online
Akademik

Sualtı Arkeoloji ve Görüntüleme Merkezi

Sualtı Arkeoloji ve Görüntüleme Merkezi

UKÜ Sualtı Arkeoloji ve Görüntüleme Merkezi denizlerde, iç sularda ve kıyılarda doğal, tarihi ve kültürel değerlerin incelenmesi, araştırılması, tespiti, envanterlenmesi, korunması ve gelecek kuşaklara katkıda bulunmak amacıyla kurulmuştur.

Kıbrıs sahillerinde acilen çözümlenmesi beklenen arkeolojik alanlar bünyesinde sorunlar bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve ilgili derneklerle birlikte ortaklık ederek yapılacak araştırmalar sualtı arkeolojisi açısından önem taşımaktadır.

UKÜ ARKEOLOJİ, KÜLTÜREL MİRAS VE KONSERVASYON MERKEZİ KRAL MEZARLARINDAKİ AT KEMİKLERİNİN DURUMUNU İRDELEDİ
 

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Arkeoloji, Kültürel Miras ve Konservasyon Merkezi konservatörü Pembe Özen Ankara’da katıldığı konferansta Salamis nekropolünde bulunan M.Ö. 6 ve 7. yüzyıllara ait at kemikleri ile ilgili durum değerlendirmesi yaptı.

Ankara Amerikan Araştırmaları Enstitüsü Türkiye (ARIT)’de gerçekleştirilen konferansta özel davet üzerine sunum yapan UKÜ Arkeoloji, Kültürel Miras ve Konservasyon Merkezi konservatörü Pembe Özen konferansa çoğunluklu olarak Türkiye, Doğu Akdeniz ve Yakın Doğu coğrafi bölgelerinde çalışan Amerikalı bilim insanlarının katıldığını söyledi.

“Salamis Nekropolünde Mezar 50’ye ait olan Arkaik (M.Ö. 6-7 yy) At Kemiklerinin Durum Değerlendirmesi” (A Condition Assessment of the Archaic (7th – 6th B.C.) Horse Skeletons in the Tomb 50 at the Necropolis of Salamis) başlığını taşıyan bildirisi hakkında açıklama yapan Pembe Özen, konferansta ilk olarak Mezar 50’nin konumu, tarihi, kimin tarafından kazıldığı ve kazı sırasında ele geçen buluntular ile ilgili bilgi verdiğini aktardı. Mezar 50’nin tanınmış arkeoloji profesörü, araştırmacı Vassos Karageorghis ve ekibi tarafından 1965 yılında kazıldığını ve Salamis nekropolünde yer alan kral mezarlarından bir tanesi olarak bilinmekte olduğunu söyledi. Özen, ele geçen bu buluntuların, ölünün cenaze alayı ile taşındığını, ölü için at kurban edildiğini ve ölümden sonraki hayata inanma adına bir delil oluşturduğunu belirtti. Konferansta ayrıca geçmişte at kemiklerinin korunması için neler yapıldığı konusuna da değindiğini söyleyen Pembe Özen, Karageorghis ve ekibi tarafından yapılan sistemli bir kazının ardından at kemiklerinin korunması için konservasyon çalışmalarının yapıldığını, kazı ve konservasyon çalışmalarından sonra ekibin kemikleri orijinal yerlerinde sergileme kararı aldıklarını ifade etti. 1965 yılı şartlarına uygun sergi vitrini yapılarak kemiklerin dış etkenlerden korunmasının sağlandığını da anlatan Pembe Özen at kemiklerinin günümüze kadar tamamen aynı bir sergi vitrin stili içerisinde sergilendiğini ve kemikleri sergilemek için seçilen söz konusu vitrin şeklinin kemiklere nasıl zarar verdiğinin sistematik verilere dayanarak detaylı bir şekilde irdelendiğini söyledi.

Pembe Özen konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “1965 yılından günümüze kadar bu kemikler çok ciddi bir şekilde bozulmaya uğramışlardır. Kazı öncesi ve kazı sonrası nedenler (özellikle, vitrin sistemi), bakımsızlık, Kuzey Kıbrıs’ta bir konservasyon programının olmayışı kemiklerin bozulmalarında en büyük etkenlerdir.” dedi.

Konservatör Pembe Özen, sunumun ardından birçok katılımcıdan, Kuzey Kıbrıs’taki kültürel mirasın korunma çalışmalarını başlatan bir grup olmalarından ötürü UKÜ Arkeoloji, Kültürel Miras ve Konservasyon Merkezi’ne takdir ve tebrik mesajları aldıklarını belirtti.