Güzel Sanatlar Fakültesi
Mimarlık Bölümü
“Mimarlık nedir ?” sorusunun cevabı, günümüzde çok tartışmaya açık olsa da Vitruvius’un MÖ 33-14 yıllarında yazdığı tahmin edilen Mimarlık Üzerine On Kitap adlı eserinde aslında çok net verilmiştir: Firmitas, Utilitas, Venustas “ Dayanıklılık, İşlevsellik ve Güzellik” Bu kavramlar mimarlığın aslında ne olması gerektiğini çok net ifade etmiştir.Mimarlık, kullanıcıların işine yarayan, ayakta sağlam durabilen ve belli bir estetik kaygı ile yapılmış binalar ortaya koyar. Bu tanımın günümüzde geçerli olmakla birlikte, değişen yaşam dinamikleri karşısında yeterli kalmadığını söylemek mümkündür, ama her şartta gelinecek nokta bellidir: mimarlık, insan ve yapı arasında kurulması gereken ilişkiyi belirler ve yüzyıllar içinde kültürel ve sosyal şartlar değiştikçe bu temele eklemeler yapmak mümkün olacaktır. Pevsner, Avrupa Mimarlığının genel çizgilerini çizerken mimarlığı şöyle tanımlamış: “Bisiklet kulübesi bir binadır, bir katedral ise mimari eserdir; yani estetik, bir binanın mimari eser olmasında ön plandadır.”Modern mimarlığın en büyük ustalarından Mies van der Rohe mimarlığı “ içinde bulunulan zamanın beklentilerinin mekansal olarak ortaya çıkışı olarak tanımlamıştı. Bu mimarlık yaşayan, değişen ve yenidir.Yine aynı dönemde Modern dönemin diğer bir ustası Le Corbusier mimarlığı bir iç dolaşım olarak tanımlar. İyi mimarlık yapıtı hem içten, hem dıştan “yürünür” ve dolaşılır. Yaşayan mimarlık buna denir. Görüldüğü gibi, mimarlık çok genel bir bakışla yüzyıl başında en temel tanımını “ yaşamak” üzerine kurmuştur ve toplumların sosyal ve kültürel yapısı mimarlığı tanımlamada etkili olmuştur, ancak her mimar kendi mimarlık tanımını yaparak tasarıma başlar; buradan alınması gereken en önemli şey, mimarlığın belli bir farkındalık içerdiğidir. Bu farkındalık, insanı ve doğal olarak yaşamı içerir ve kişiden kişiye değişen ama aynı özü sağlamaya çalışan bir eylemdir.
Günümüzde teknolojinin sağladığı olanaklar, kullanıcının isteklerinin de aynı oranda artmasına sebep oluyor; mimar ise bu bağlamda dengeyi sağlayacak kişi olmak durumunda.Mimarlık eğitimi ise yıllardır çok yönlü olmayı hedefliyor. Eğitimcilerin, diğer disiplinlerle işbirliği yapılması, öğrencilerin değişik eğitim metotlarından geçirilmesi, sistemlerin geliştirilmesi, tüm mimari temellerin doğru aktarılması gibi kaygıları azalmaktan öte farklı boyutlarıyla derinleşiyor. Mimarlar çevreye duyarlıdır, etraflarında olup biten her şey onlar için sadece ilgi kaynağı olmakla kalmaz, belli bir endişe de taşımalarına sebep olur. Merak ederler, keşfetmeyi, zor problemlerin üstesinden gelmeyi severler ki, iyi bir mimar olmanın ilk adımlarını atarken gerçekten gerekli duygulardır bunlar. Kullanıcının mutlu, doğa ve kendi ile barışık yaşaması fikri sadece mekanlarda değil, çevrenin bütününde tasarımcının ilgi alanını kapsar. Bu nedenle karmaşık olanı değil sadeyi, bilinmeyeni değil tanıdık olanı, alışılmış olan kalıp biçimin yerine değişik ama abartılı olmayanı seçmeyi tercih ederler. Bir mimar için bu sayılan tercihleri yapabilecek farkındalık düzeyinde olmak gerekli olduğu için, mimarlık eğitiminin bu altyapıyı hazırlayabilir olması da çok önemlidir.
UKÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Mimarlık Bölümü bu bağlamda farkındalık düzeyi yüksek, yaratıcı, değişen teknolojik ve ekolojik koşullara adapte olabilen ve çevre bilincine sahip mimarlar yetiştirmeyi hedeflemektedir. Bu hedefe ulaşmak için kurulan sistem ilk sınıftan son sınıfa kadar, öğrencinin kendi beklentileri ve yaşam ile kurmaya çalıştığı alışveriş paralelinde gitmekte ve 4 yılın sonunda meslek bilincinin sorumluluğunu ve toplumsal görevlerini üstlenmeye hazır bireyler mezun etmektedir.
Akademik Program
Tıklayınız.









